Teşekkürler SerMimar :)
Efendim:) her zaman olduğu gibi yine bu site kurulumunda da bizden yardım ve desteğini esirgemeyen SerMimar İdris YAĞMAHAN’ a teşekkür ediyorum :) Laf aramızda bu site kurulumu sadece 10 dakikasını aldı :)
Haa! unutmadan yeri gelmişken bahsetmiş olayım :) www.servilla.netSerVilla Çelik Villalara şöyle bir göz atmanızı tavsiye ediyorum :) İnanın zarafetin mimariyle buluşmasını keyifle tıklayacaksınız :) Demedi demeyin hani :)))
Kültürel Belleğimiz…
Son günlerde aklıma çocukluğuma dair bazı hatıralar geliyor..Mahalle çocuklarıyla toplaşıp “aç kapıyı bezirganbaşı, yağ satarım bal satarım, çelik çomak vb. gibi birçok oyun oynardık..
Ne yazık! şimdiki yeni nesil çocukların bazıları bu oyunların ismini bile duymamıştır..Aslında çocukları geçelim..Bizlerin bile kültürümüzle ilgili bilmediğimiz ya da unuttuğumuz o kadar çok şey var ki..
Bu coğrafyada yaşıyoruz..Herbirimizin kökenleri en az bir yöreye dayanıyor.. Ama hangimiz tam olarak yöre veya coğrafya kültürümüzü biliyoruz ki..
Benim gibi sizin de ara ara bu tür konular aklınıza geliyor ve hem merakınızı gidermek hem de bilgi sahibi olmak istiyorsanız, size şiddetle www.kulturelbellek.com ‘u tavsiye edebilirim..
Konunun uzmanı Halk Bilimcimizin gözüyle öz kültürümüze bir yolculuğa ne dersiniz? Haydi! Duymadım bilmiyorum demeyin! Kültür araştırmaları tek bir tık ötemizde!
Bir Yolun Varsa…
Hayat keşkelerden ibarettir, derler…Aslında doğru da derler…Herbirimizin içinde kimbilir ne keşkeler vardır öyle değil mi? Dünya emek gününde, içinizde hiçbir keşkenin kalmaması için elinizden gelen herşeyi yapmanız dileğiyle; üstad babadan hepimize gelsin bu dizeler:))
Bir yolun varsa gidilecek sona bırakma,
Bir sözün varsa dilden yüreğe, hiç susma
Görmen gerekiyorsa birini git yanına!
Okşaman gereken bir yürek varsa esirgeme elini.
Hayat çok zalim,
An gelir;
Elini, gözünü, yolunu, yüreğini alır senden,
O zaman istesende;
Dokunamaz,
Göremez,
Gidemez,
Söyleyemez olursun…
Can Yücel
Hayat; Bir Kendin Yap Tasarımıdır…
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşeveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılmak ve eşi, büyüyen çocukları ile birlikte daha özgür bir hayat sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücetini elbette özleyecekti. Emekli olmak durumundaydı.
Müteahhit iyi işçisinin ayılmasına üzüldü. Ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti. Ne var ki gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne talihsizlikti!..
İşini bitirdiğinde, işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı:
“Bu ev senin” dedi, “sana benden hediye.”
Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı!..Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman onu böyle yapar mıydı?..
Havada Yaz Kokusu Var :)
İstanbul’da bugün yaz kokusu vardı…Fırsat bilip değerlendirmek lazım gelir diye düşündüm :) Tabiri caizse İstanbul’un altını üstüne getirdim diyebilirim :)
Nerelere mi? Üsküdar’dan başlayıp Eminönü’nden devam edip Fatih, Beyazıt, Çemberlitaş, Sultanahmet, Ayasofya, Cankurtaran derken akşam çökerken İstanbul seferim sona erdi :)) Ayaklarım tüm takatini kaybetmiş olsa da hali ruhiyetim yine de tüm ağrılara değdiğini fısıldıyor :)
Yaz başlangıcı olan şu günlerde şimdeye dek aynı şehirde yaşadığınız halde gitmediğiniz semtler, görmediğiniz mekanlar varsa tam fırsatı diyebilirim :) Hava ne sıcak ne soğuk :) tam kararında şu sıralar… Yalnız giderken fotoğraf makinemi almayı unutmuşum :))) telefonla ancak bu kadar kalitede görüntü alabildim..
Yeni Nesil Netbook..
Papatyalar Açtı :)
Yurdum bu sene çetin bir kış geçiriyor..En son bu kadar kar yağışına 80′li yıllarda şahit olmuştum :)
Umarım yaz geldiğinde susuzluk yaşamayız :) Bu kadar kar yağışından sebep “sebzeler çiçekler açtı, üzerine kar yağdı, ürünler telef oldu” bahanesiyle yazın sebze meyve fiyatları da artarsa hiç şaşırmam..”Her güzelliğin bir kötü yanı var” ilkesini kanıtlayan örneklerden biri de bu cümle ..
Umarım bu yaz düşük fiyatlı sebze meyve yeriz..Yoksa yatırım yapmak isteyenler altından,dövizden çok tercihlerini sebze meyveden yana kullanacak :) ne de olsa kıymet bakımından eşdeğer oluyorlar :)))
Her sene şubat ayı geldiğinde iki şey aklıma gelir. Birincisi papatyalar :) tohumu ekilmeden inadına açan tek çiçektir papatya :) galiba bu nedenle çok seviyorum..Her yeşilliğin arasında ”ben burdayım, beni fark et” der gibi nasıl da kenar süsü gibi duruyor…
İkincisi mi? Tabii ki karpuz :))))) İstisnasız her şubat geldiğinde aklıma düşen ikinci şeydir :) şöyle ağız tadıyla karpuz, peynir, ekmek üçlemesini sabırsızlıkla bekliyorum desem yeridir :)))